Neşe MERDİNLER
AVMDergi’nin sayfalarında ilk yazmaya başladığım yıllarda bir AVM koridorunda durup kendime defalarca aynı soruyu sorduğum bir gün var: Dört yüzden fazla AVM’nin olduğu ve hepsinin sonsuz kere birbirini tekrar ettiği bir ülkede, CX (Müşteri Memnuniyeti) nasıl oluşur ve neden?
Yapı Kredi Koray GYO’dan Proje Yönetim A.Ş.’ye, General Electric’ten Komşufırın ve ECE Türkiye’ye uzanan 20 yıllık profesyonel yolculuğumda; yüzlerce M&A fizibilitesi, proje geliştirme süreci, perakende iş modeli ve büyüme stratejisi tasarlarken, CX çoğu zaman çalışmalarımızın merkezinde değil, sonuçlarını iyileştirmeye çalıştığımız çevresel bir başlık olarak konumlandı.
O dönemde sahadan, veriden ve sezgiden cevaplar arıyorduk. Çoğu zaman neyin işe yaradığını görüyor, ama neden işe yaradığını tam olarak açıklayamıyorduk. Başarılı bir uygulamayı başka bir lokasyona taşıdığımızda aynı sonucu alamadığımız da oluyordu. Demografik farklılıklar, kültürel farklılıklar, ekonomik veri farklılıkları hatta siyasi görüş farklılıkları, her fizibilitenin temelini derinden etkiliyordu. Ama ben hep ortak bir “neden”in peşindeydim.
Aradan geçen yıllarda o “neden”in peşine düştüm.
2016’da sektörü bırakıp bu kez “insan”ı anlamaya yöneldim. Bilişsel nörobilim ve nöropsikoloji alanında Cambridge Üniversitesi’nde eğitim aldım. Ardından kendi şirketimi kurarak, çalışma hayatının farklı katmanlarına insan beyninin penceresinden bakmaya başladım.
Bugün kurumlara; liderlik, insan kaynakları, müşteri ve çalışan deneyimi ile organizasyonel sistem ve süreç tasarımı alanlarında danışmanlık veriyorum. Özellikle perakende ve teknoloji şirketleri, çalışmalarımın önemli bir odağını oluşturuyor.
Bütün bu çalışmaların temelinde ise aynı soru var: İnsan beyni bilgiyi nasıl işler, nasıl karar verir, neyi hatırlar, nasıl bağ kurar ve bütün bunlar davranışa nasıl dönüşür?
Yıllar önce sorduğum o “neden” sorusu hiç değişmedi. Sadece artık cevabına başka bir yerden bakıyorum: müşterinin beyninden.
Bu bir kariyer değişikliği değil, aynı sorunun derinleşmesi. Bu yazıyla başlayan seride sizlerle yeniden buluşuyoruz. Her sayıda AVM’lerin ve perakendenin gündelik bir anını alıp beynin içinden bakacağız. İlk duraksa sektörün en çok konuştuğu ama belki de en az anlaşılan kavram: CX, yani müşteri deneyimi.
Dünyada ve Türkiye’de müşterinin davranış farklılıkları verileri
Bir cumartesi öğleden sonrasını hayal edelim. On yıl önce bir aile AVM’ye “bir dolaşalım” diye gelirdi; vitrinlere bakar, yemek katında oturur, akşamı orada ederdi. Bugün aynı aile telefonunda bir liste ile geliyor: İki mağaza, bir iade, belki bir kahve. Sonra eve.
Rakamlar bu değişimi hem dünyada hem Türkiye’de gösteriyor, ama iki taraf farklı hikayeler anlatıyor.
| Gösterge | Dünya (ABD referansı) | Türkiye |
| AVM’ye gelen kişi sayısı | Temmuz 2026’da kapalı AVM ziyaretleri yıllık %4,3, açık hava alışveriş merkezleri %5,1 arttı (Placer.ai) | 2025’te AVM ziyaretçi endeksi %3 geriledi (AYD, Bloomberg HT) |
| Ciro | Toplam perakende satışları 2026’nın 2. çeyreğinde yıllık %6,7 büyüdü (ABD Nüfus Bürosu) | 445 AVM 2025’te 59 milyar dolar ciro yaptı, metrekare cirosu nominal %30 arttı (AYD); Haziran 2026’da reel bazda %8,5 daralma (AYD ve Akademetre) |
| Ziyaret biçimi | Şubat–Haziran 2026’da ziyaret sayısı artarken kalış süresi kısaldı: görev odaklı alışveriş. Temmuz’da kalış süresi yeniden uzadı (Placer.ai) | Daha az ziyaret, ziyaret başına daha yüksek ciro; AYD, ciro artışının ziyaretçi sayısından bağımsız sürdüğünü belirtiyor (Ekonomist) |
| Online’ın payı | E-ticaret, perakende satışların %17,1’i (2026 2. çeyrek, FRED) | E-ticaret, genel ticaretin %19,3’ü; perakende e-ticaret 2025’te %51,8 büyüdü (Ticaret Bakanlığı, Alomaliye) |
| Deneyim harcaması | 2025 tatil sezonunda alışveriş yapanların %82’si yeme-içmeye, %52’si eğlenceye harcadı (ICSC) | Anadolu AVM’lerinde metrekare cirosu %35,3, İstanbul’da %25 arttı; AYD Anadolu’daki AVM’leri bir sosyalleşme alanı olarak tanımlıyor (Bloomberg HT) |
Not: ABD ve Türkiye verileri farklı yöntemlerle ölçülüyor; tablo bir yön karşılaştırmasıdır. Türkiye’deki e-ticaret oranı yalnızca perakendeyi değil, genel ticareti kapsıyor.
Türkiye’deki tablo bence şunu söylüyor: Ziyaretçi daha seyrek geliyor, ama geldiğinde amaçlı geliyor. Satın alma gücü sıkıştıkça her ziyaret daha çok düşünülerek yapılıyor. Bu da her ziyaretin hafızada bıraktığı izi çok daha değerli hale getiriyor: Ayın tek AVM ziyareti kötü biterse, bir sonraki karar da ona göre veriliyor.
Amerika’dan gelen sinyal ise umut verici. İnsanlar sadece “iş görmeye” geldiğinde kalış süresi kısalıyor; yeme-içme, eğlence ve etkinlik devreye girdiğinde ziyaretçi yeniden kalıyor. Yani listeyle gelen ziyaretçiyi listesinin dışına çıkaran şey ürün değil, deneyim.
Global danışmanlık raporları ne diyor?
- Deneyim para kazandırıyor. McKinsey’e göre müşteri deneyiminde önde olan şirketler, 2016–2021 arasında geride kalan rakiplerinin iki katından fazla büyüdü (McKinsey). Forrester, vaadiyle deneyimi uyumlu olan ABD’li perakendecilerin elde tutma ve sepet genişletmeden 3,8 kat gelir artışı gördüğünü söylüyor (Forrester 2026).
- Ama markalar vaatlerini tutmakta zorlanıyor. 2025’te global ölçekte markaların %21’inin deneyim skoru düşerken yalnızca %6’sı iyileşti; ABD’de gerileme “duygu” boyutunu da kapsadı (Forrester 2025). 2026’da tablo toparlanıyor: Skorların %20’si iyileşti, %8’i geriledi.
- Müşteri susuyor, ama gidiyor. 10 müşteriden yalnızca 3’ü markaya doğrudan geri bildirim veriyor (Qualtrics XM Institute). Tüketicilerin %32’si ise sevdiği bir markayı tek bir kötü deneyimden sonra bırakabileceğini söylüyor (PwC).
Yani deneyim hem büyümenin motoru hem de en kolay kaybedilen sermaye. Peki müşterinin aklında kalan deneyim nasıl oluşuyor?
Ayşe Hanım’ın cumartesisi
Ayşe Hanım bir cumartesi öğleden sonra AVM’ye geliyor. Kendine güzel bir ceket buluyor, kızıyla yemek katında keyifli bir öğle yemeği yiyor, beklemediği bir kampanyaya denk geliyor. Üç saat boyunca her şey yolunda böylece devam ediyor.
Sonra otoparka iniyor. Ödeme makinesinin biri bozuk, diğerinin önünde uzun bir sıra var. Çıkış rampasında yirmi dakika bekliyor; arkadaki korna sesleri, sıkılan bir çocuk, elinde poşetler.
Akşam bir arkadaşı “AVM nasıldı?” diye sorduğunda Ayşe Hanım ne anlatır? Üç saatlik güzel zamanı mı, yoksa yirmi dakikalık otopark kabusunu mu? Çoğumuz cevabı biliyoruz. Ve gelecek cumartesi hangi AVM’ye gideceğine karar veren de o anlatılan hikaye olacak.
İçimizdeki iki ziyaretçi
Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman bunu çok yalın bir fikirle açıklar: Her birimizin içinde iki ayrı ziyaretçi vardır. Biri anı yaşayandır; kahvesinin tadını alır, sırada sıkılır. Diğeri ise deneyim bittikten sonra onu hatırlayan ve özetleyendir.
AVM’nizi yaşayan kişiyle karar veren kişi aynı değil. Anketi dolduran, arkadaşına tavsiye eden, bir dahaki sefere geri gelen ya da gelmeyen hep hatırlayan ziyaretçidir. Ve hatırlayan ziyaretçi, yaşananı birebir kaydetmez; seçerek özetler.
Peki beyin neyi seçer?

Kahneman’ın araştırmaları bu seçimin bir kuralı olduğunu gösterdi: Beyin bir deneyimi en çok iki an üzerinden hatırlar. Duygunun en yoğun olduğu ilk an ve son an. Buna tepe-son kuralı deniyor. Deneyimin ne kadar sürdüğü ise sandığımızdan çok daha az önemli.
Ayşe Hanım’ın hikayesi tam olarak budur. Üç saatin ortalaması değil, en güzel anı ve son yirmi dakikası hatırlanır. Geri gelme kararı, deneyimin ortalamasına değil, hatırlanan versiyonuna göre verilir.
Üç sahne, üç ders
Raporlardaki rakamları beynin çalışma biçimiyle yan yana koyduğumuzda üç basit ders çıkıyor. Her birini AVM’de hepimizin yaşadığı bir sahneyle anlatmak istiyorum.
Sahne 1: “Dev indirim” afişi
Bir müşteri, AVM ziyareti sırasında bir mağazanın vitrininde kocaman bir afiş görüyor: “Dev indirim!” Mağazaya giriyor, raflarda alışılmış %20’lik indirim etiketiyle karşılaşıyor. Hiç kampanya olmasa bakıp çıkacakken birden kandırılmış hissederek çıkıyor.
Neden? Çünkü beyin bir tahmin makinasıdır, sürekli tahmin eder ve gerçekleşeni bu tahminle kıyaslar. Beklenenden iyi olan şey beynin ödül sistemini harekete geçirir; beklenen iyiliğin gelmemesi ise ondan daha güçlü bir hayal kırıklığı yaratır.
Yani müşteri deneyimi mutlak bir kalite değil, vaat ile yaşanan arasındaki farktır. Forrester’ın işaret ettiği açık tam olarak bu: Markaların vaat ettiği deneyimle müşterinin yaşadığı arasındaki mesafe. Sevilen bir markadan gelen tek bir kötü deneyimin insanları uzaklaştırması da bundan; beklenti yüksekse düşüş de sert olur.
Ben, bir zamanlar en sevdiğim ve “kaliteli” olarak gördüğüm bazı markaların reyonlarında, bugün adeta Mahmutpaşa üretimi polyester tekstil ürünleri gördüğümde de bu yüzden hayal kırıklığı yaşıyorum ve terk ettiğim markalar var. Buyrun size CX.
Sahne 2: Mağazadaki küçük jest
Bir anne kızının doğum günü için hediye alıyor. Kasadaki çalışan bunu duyunca paketin üzerine küçük bir not yazıyor ve kızın adını ekliyor. İki dakikalık bir an. Ama yıllar sonra o anne hangi mağazadan o hediyeyi aldığını hatırlıyor.
Beyin duygusal olarak önemli bulduğu anları “kaydet” diye işaretler. Sıradan, pürüzsüz ama duygusuz bir alışveriş ise hiçbir iz bırakmadan silinir. Tepe-son kuralındaki “tepe” budur: duygunun yükseldiği an.
Forrester’ın ABD verisinde deneyim kalitesinin “duygu” boyutunda da gerilemesi bu yüzden önemli. Duygusu zayıflayan markalar sadece daha az sevilmiyor, daha kolay unutuluyor. Listeyle gelen, hızlı çıkan bir ziyaretçi için bu risk daha da büyük: Hatırlanacak bir an yoksa, AVM’niz de hatırlanmaz.
Sahne 3: Akşam yemeğinde anlatılan hikaye
Ayşe Hanım’a geri dönelim. Otopark hikayesini akşam yemeğinde anlatıyor, ertesi gün işte bir kez daha anlatıyor. Her anlatışta hikaye biraz daha keskinleşiyor: Yirmi dakika, kırk dakikaya dönüşüyor.
Hafıza bir video kaydı gibi çalışmaz; her hatırlayışta yeniden kurulur. Bu yüzden ziyaretten günler sonra doldurulan bir anket, yaşananı değil, anlatıla anlatıla şekillenmiş anıyı ölçer.
Daha da önemlisi, çoğu ziyaretçi bize hiç anlatmaz. Qualtrics verisine göre 10 müşteriden 7’si markaya geri bildirim vermiyor. O yedi kişinin hikayesi bizim anketlerimize değil, arkadaşlarının kulağına gidiyor ve bir sonraki cumartesinin kararını veriyor.
İŞTE CX’İN DEĞİŞEN PARADİGMASININ ÖZETİ
| Geleneksel Bakış Açımızda CX | Beyin Bilgisi ile CX |
| Deneyim, tüm ziyaretin ortalamasıdır | Deneyim, en güzel an ile son anın hatırasıdır |
| Kalite sabit bir standarttır | Kalite, vaat ile yaşanan arasındaki farktır |
| Hedef şikayeti sıfırlamaktır | Hedef, hatırlanacak bir an yaratmaktır |
| Uzun kalış iyi deneyim demektir | Uzun kalış değil, iyi biten kalış hatırlanır |
| Anket gerçeği gösterir | Anket, anlatılan hikayeyi gösterir |
| Memnuniyet yönetilir | Hafıza tasarlanır |
Bu paradigma değişiminin AVM ve perakende için anlamı: Deneyimi değil, anıyı tasarlamak

Bir AVM ziyaretini zihninizde baştan sona geçirin: otoparka giriş, yer arama, asansör, ilk koridor, mağazalar, yemek katı, ödeme, otopark ödemesi, çıkış bariyeri. Sektör olarak yatırımımızın büyük bölümünü bu yolculuğun ortasına yapıyoruz. Oysa beyin en çok tepeyi ve sonu hatırlıyor.
Son an: AVM’nin unutulan sahnesi
Ayşe Hanım’ın otoparkı, çoğu AVM’de en az tasarlanmış sahnedir. Oysa ziyaretin hatırlanan versiyonunu o son dakikalar yazar. Ziyaretçinin daha seyrek ve daha hesaplı geldiği bir dönemde, kötü biten tek bir ziyaret bir sonraki ayın tercihini belirleyebilir. Tersi de geçerli: Ortalama bir ziyaret, iyi tasarlanmış bir veda anıyla çok daha olumlu hatırlanır.
Tepe an: Tesadüfe bırakılmamalı
Her ziyaretin bir duygusal tepesi olur; soru, onun ne olacağını sizin mi yoksa şansın mı belirlediğidir. Planlanmamış tepeler genellikle olumsuzdur: kalabalıkta kaybolan bir çocuk, temizlenmemiş bir tuvalet, bozuk bir yürüyen merdiven.
Planlanmış tepeler ise küçük ama anlamlı olabilir. Beklenmedik bir jest, bir duyusal sürpriz, bir çalışanın samimi ilgisi. Nörobilimin bize hatırlattığı şey, tepenin büyük olması gerekmediği, ama beklenmedik ve duygusal olması gerektiğidir.
Beklenti: Vaadinizi kendi çıtanız olarak düşünün
Kampanya iletişiminde verilen her söz, ziyaretçinin beynine bir tahmin olarak kaydedilir. “Dev indirim” diye duyurulan bir etkinlikte sıradan indirimlerle karşılaşan ziyaretçi, hiç kampanya yokmuş gibi nötr değil, hayal kırıklığıyla ayrılır. Abartılı vaat kısa vadede trafik getirir, ama uzun vadede hafızada negatif bir iz bırakır.
Ortak deneyim: AVM bir marka olarak hatırlanır
Ziyaretçi “X mağazasında iyi bir deneyim yaşadım” demekle kalmaz; “o AVM’ye gitmek yorucu” ya da “o AVM’de vakit geçirmek keyifli” der. Kiracıların her biri kendi deneyimini yönetirken, bütünün anısı AVM yönetiminin sorumluluğundadır. Bu da AVM yöneticisinin rolünü metrekare yöneticiliğinden hafıza mimarlığına taşır.
AVM’nizin CX’in beyin perspektifinden algılamak için 3 yol
Buradaki önerim, AVM yatırımcılarına ve AVM yönetimi ekiplerine. Pazartesi sabahı denenecek 3 adımlık bir formül önerim var sizlere.
1. Yönetim ekibinden birkaç kişi, hafta sonunun en yoğun saatinde sıradan bir ziyaretçi gibi AVM’den ayrılsın: elde poşetler, otopark ödemesi, asansör, çıkış bariyeri. Son on dakikayı deneyimlesin.
-
- Her sürtünme noktasını not edin: bekleme, belirsizlik, kafa karıştıran tabela.
- Ardından küçük bir “veda anı” tasarlayın. Bir teşekkür, hızlı bir çıkış şeridi ya da beklenmedik bir jest.
2. Tepe anlarınızın envanterini çıkarın. Son üç ayın şikayetlerini, çevrim içi yorumlarını ve sosyal medya paylaşımlarını taradığınızda en yoğun duygunun hangi anlarda ortaya çıktığını göreceksiniz.
-
- Olumsuz tepelerden birini seçin ve ortadan kaldırın.
- Ziyaretin ortasına bir olumlu, beklenmedik tepe anı ekleyin.
3. Vaadinizi ve ölçümünüzü an’a göre güncelleyin. Bu ayki kampanya iletişiminizi sahadaki gerçeklikle yan yana koyun; vaat ile yaşanan arasındaki farkı siz kapatmazsanız ziyaretçinin beyni kapatacaktır.
-
- Anketlerinize “Ziyaretinizden aklınızda en çok kalan an neydi?” , “AVM’den çıkarken ne hissettiniz?” ve “Beklentinizi karşılamayan neler oldu?” sorusu ekleyin. Müşteri beynindeki farkları size söylesin.
- Genel memnuniyet puanı size ortalamayı verir; bu üç soru ise hatırlanan deneyimin iskeletini.
Başa dönüyorum
Yazıya yıllar sorduğum bir “neden?” soruyla başlamıştım:
Bugün verebileceğim cevabın bir kısmı şu: Çünkü ziyaretçi kendi zihninde AVM’yi yaşadığı gibi değil, hatırladığı gibi taşıyor. Ve o hatıra, çoğu zaman o müşterinin bizimle deneyim yaşamaya devam etmeyeceğinin de göstergesi oluyor.
CX’in değişen yüzü, memnuniyeti yönetmekten hafızayı tasarlamaya geçiştir. Global veriler deneyimin hem gelir hem sadakat motoru olduğunu gösteriyor; nörobilim ise bu motorun beynin hangi devrelerinde çalıştığını açıklıyor. Satın alma gücünün sıkıştığı, ziyaretçinin her kararı daha dikkatli verdiği bir dönemde bu farkı görmek bir tercih değil, zorunluluk.
Müşteri deneyiminin son 20–25 yıllık gelişimine baktığımızda önemli bir dönüşüm görüyoruz.
İlk dönemde temel soru “Müşteriye ne sunuyoruz?” idi.
İnternet ve Apple teknolojilerinin hayatlarımıza girişi (2000ler) ile birlikte sorumuz “Müşteri bizimle hangi temas noktalarında karşılaşıyor?”a döndü.
Dijitalleşme ilerledikçe “Bu temas noktalarını nasıl daha hızlı, kolay ve kişiselleştirilmiş hale getirebiliriz?” noktasına odaklandık.
Bugün ise bir sonraki soruya geçmek zorundayız: “Bütün bu deneyim müşterinin beyninde nasıl işleniyor?”
Çünkü pandemiden bu yana insan beyninde yaşanan değişimler nörobilim dünyasının çok konuştuğu ama sizlere ulaşmayan birçok kritik başlık içeriyor. Sizler de farkındasınız. Müşteri davranışı çok değişti. Çünkü müşterinin bilişsel ve duygusal sistemi değişti. Müşterinin temas noktasında algıladığı şeyler de çok değişti.
Sonraki yazılarda hepsini sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Bir sonraki yazıda: Beyin bir tahmin makinesidir. Kampanya vaatleri, sürprizler ve hayal kırıklıkları ziyaretçinin beyninde nasıl hesaplanıyor ve AVM’ler bu hesabı nasıl lehine çevirebilir? Koridordan kortekse yolculuğumuz devam ediyor.
Sizlerle yeniden buluşmak ne güzel.
Kaynaklar
Sektör ve danışmanlık raporları Forrester, 2025 Global Customer Experience Index Rankings (Haziran 2025) Forrester, 2026 Global Total Experience Score Rankings (Haziran 2026) McKinsey, Why CX leaders use an experience-led growth strategy Qualtrics XM Institute, 2026 Consumer Experience Trends Report PwC, Experience is Everything (özet haber) Placer.ai, July 2026 Mall Index ABD Nüfus Bürosu, e-ticaretin perakende satışlar içindeki payı (FRED) ve 2026 2. çeyrek özeti ICSC, 2025 Post-Holiday Consumer Survey (özet) AYD, AVM Endeksi 2025 değerlendirmesi (Bloomberg HT) ve Ekonomist AYD ve Akademetre Research, AVM Endeksi Haziran 2026 (haber) T.C. Ticaret Bakanlığı, Türkiye'de E-Ticaretin Görünümü Raporu 2025
Bilimsel makaleler
Kahneman, D., Fredrickson, B. L., Schreiber, C. A., & Redelmeier, D. A. (1993). When more pain is preferred to less: Adding a better end. Psychological Science, 4(6), 401–405 Redelmeier, D. A., Katz, J., & Kahneman, D. (2003). Memories of colonoscopy: A randomized trial. Pain, 104(1–2), 187–194. Schultz, W., Dayan, P., & Montague, P. R. (1997). A neural substrate of prediction and reward. Science, 275(5306), 1593–1599. McGaugh, J. L. (2004). The amygdala modulates the consolidation of memories of emotionally arousing experiences. Annual Review of Neuroscience, 27, 1–28. Nader, K., Schafe, G. E., & LeDoux, J. E. (2000). Fear memories require protein synthesis in the amygdala for reconsolidation after retrieval. Nature, 406, 722–726.







