Ana Sayfa Gündem EuroShop 2026 ardından -1

EuroShop 2026 ardından -1

Pınar SALMAN

BONAVERİ – Renkle Hayal Ediyoruz, Zanaatı Onurlandırıyoruz
Bonaveri’nin EuroShop 2026 kapsamında Düsseldorf ta bu yıl alışılageldiği üzere manken firmalarının bulunduğu hollerden birinde değildi, onun yerine EuroShop’a ait showroom’da gerçekleştirdiği “We dream in colour, we celebrate craft” (Renkle Hayal Ediyoruz, Zanaatı Onurlandırıyoruz) yerleştirmesi, vitrin tasarımının ve manken zanaatının geldiği noktayı anlamak açısından oldukça ilham vericiydi.

Zanaatın Renkli Rüyası: Bonaveri’nin Tasarım Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa
Tasarım dünyasında bazı isimler vardır ki, sadece ürün sunmazlar; bir mirasın, bir el işçiliğinin ve estetik bir duruşun hikayesini anlatırlar. İtalyan lüks manken evi Bonaveri, Düsseldorf’taki showroom’unda gerçekleştirdiği “We dream in colour, we celebrate craft” yerleştirmesiyle tam olarak bunu yaptı. EuroShop 2026’nın kalabalık fuar alanlarından sıyrılıp, kendi butik galerisinde yarattığı bu atmosfer, markanın 75 yıllık DNA’sını modern bir kürasyonla birleştiriyor.

Küratörlüğünü Emma Davidge’in üstlendiği sergi, sadece yeni bir koleksiyon tanıtımı değil, aynı zamanda Bonaveri’nin yaratıcı dilinin evrimine tanıklık ettiğimiz sanatsal bir deneyim. Minimalist beyaz bir boşlukta, ziyaretçileri 360 derecelik bir keşfe davet eden bu yerleştirme; 10 dekoratif obje, 10 özel tasarım podyum ve 5 “Sartorial Bespoke” mankeninden oluşan rafine bir seçki sunuyor.

Bonaveri Décor: Koleksiyonerin Gözünden Arşivler
Serginin en dikkat çekici yeniliği olan “Bonaveri Décor”, markanın köklerine, yani Ferrara’ya bir saygı duruşu niteliğinde.

Koleksiyonun kalbinde yer alan ve 1968 tarihli ikonik Schläppi elinden ilham alan 4.7 metrelik devasa “Kırmızı El”, markanın tarihi rengi olan “Bonaveri Red” ile yeniden hayat bulmuş. Bu renk seçimi tesadüf değil; hem Ferrara’nın tarihi dokusuna bir atıf hem de serginin dış dünyaya açılan o çarpıcı, yarı şeffaf kırmızı vitrinlerinin ruhu.

Her bir objenin, kendi hikayesini anlatan özel podyumlar üzerinde sergilenmesi, Bonaveri’nin “sergileme” sanatına bakışını da özetliyor. Artık karşımızda sadece birer teşhir ürünü değil, tek başına ayakta durabilen tasarım objeleri var.

Terzilik Sanatının Mankenle Dansı: Sartorial Bespoke
Emma Davidge, markanın en çok satan “Sartorial” serisine getirdiği yorumla, geleneksel döşeme alışkanlıklarını adeta bir “couture” sanatına dönüştürmüş. Alışılagelmiş keten veya patiska dokuların ötesine geçerek, moulage (mülaj) tekniğiyle mankenin formunu yeniden şekillendirmiş. Trompe l’oeil (göz yanılması) etkisiyle yaratılan bu beş özel manken, ilk bakışta giyinik gibi görünse de aslında kıyafetin kendisi mankenin dokusuna işlenmiş durumda. Bu, zanaatın sınırlarını zorlayan, titizlik ve inovasyonun birleştiği bir nokta.

Nostalji ve Gelecek Arasında Bir Köprü
Showroom’un önünde park edilmiş, sergi kasalarıyla yüklü ikonik Ape van, bizi markanın ilk yıllarına götüren sempatik bir nostalji rüzgarı estirirken; içerideki modern yerleştirme geleceğe dair bir vizyon çiziyor. Kuruluşun mimarları Romano ve Adele Bonaveri’nin devasa baskılarının galerinin arka duvarından misafirleri selamlaması ise, bu modern vizyonun ne kadar sağlam bir temel üzerine inşa edildiğini hatırlatıyor.

Bonaveri, bu yerleştirmeyle bizlere şunu söylüyor: Tasarım sadece bir form değil, renkle kurulan bir hayal ve o hayali gerçeğe dönüştüren maharetli ellerin kutlamasıdır. Sektörün içinden biri olarak, zanaatın bu denli onurlandırıldığı ve tasarımın “duyguyla” birleştiği projelerin, vitrin ve mağaza tasarımının geleceğine ışık tutmaya devam edeceğine inanıyorum.

Zanaatın Renkli Rüyası: Bonaveri’nin Tasarım Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa
Tasarım dünyasında bazı isimler vardır ki, sadece ürün sunmazlar; bir mirasın, bir el işçiliğinin ve estetik bir duruşun hikayesini anlatırlar. İtalyan lüks manken evi Bonaveri, Düsseldorf’taki showroom’unda gerçekleştirdiği “We dream in colour, we celebrate craft” yerleştirmesiyle tam olarak bunu yaptı. EuroShop 2026’nın kalabalık fuar alanlarından sıyrılıp, kendi butik galerisinde yarattığı bu atmosfer, markanın 75 yıllık DNA’sını modern bir kürasyonla birleştiriyor.

Showroom girişindeki o ikonik Ape Van

Küratörlüğünü Emma Davidge’in üstlendiği sergi, sadece yeni bir koleksiyon tanıtımı değil, aynı zamanda Bonaveri’nin yaratıcı dilinin evrimine tanıklık ettiğimiz sanatsal bir deneyim. Minimalist beyaz bir boşlukta, ziyaretçileri 360 derecelik bir keşfe davet eden bu yerleştirme; 10 dekoratif obje, 10 özel tasarım podyum ve 5 “Sartorial Bespoke” mankeninden oluşan rafine bir seçki sunuyor.

Minimalist galeri boşluğu içinde yer alan objelerin ve podyumların genel bir görünümü

Bonaveri Décor: Koleksiyonerin Gözünden Arşivler
Serginin en dikkat çekici yeniliği olan “Bonaveri Décor”, markanın köklerine bir saygı duruşu niteliğinde. Koleksiyonun kalbinde yer alan ve 1968 tarihli ikonik Schläppi elinden ilham alan 4.7 metrelik devasa “Kırmızı El”, markanın tarihi rengi olan “Bonaveri Red” ile yeniden hayat bulmuş.

Her bir objenin, kendi hikayesini anlatan özel podyumlar üzerinde sergilenmesi, Bonaveri’nin “sergileme” sanatına bakışını da özetliyor. Artık karşımızda sadece birer teşhir ürünü değil, tek başına ayakta durabilen birer heykel var.

4.7 metrelik dev “Kırmızı El” heykeli veya podyum üzerindeki detaylı dekor objelerinden biri

Terzilik Sanatının Mankenle Dansı: Sartorial Bespoke

Emma Davidge, markanın en çok satan “Sartorial” serisine getirdiği yorumla, geleneksel döşeme alışkanlıklarını adeta bir “couture” sanatına dönüştürmüş. Moulage tekniğiyle mankenin formunu yeniden şekillendirirken, trompe l’oeil (göz yanılması) etkisiyle kıyafeti mankenin dokusuna işlemiş. Bu, zanaatın sınırlarını zorlayan, titizlik ve inovasyonun birleştiği bir nokta.

Terzi işi (Sartorial) mankenlerin üzerindeki o “göz yanılması” yaratan dikiş ve doku detayları

Nostalji ve Gelecek Arasında Bir Köprü
Bonaveri, bu yerleştirmeyle bizlere şunu söylüyor: Tasarım sadece bir form değil, renkle kurulan bir hayal ve o hayali gerçeğe dönüştüren maharetli ellerin kutlamasıdır. Sektörün içinden biri olarak, zanaatın bu denli onurlandırıldığı ve tasarımın “duyguyla” birleştiği projelerin, vitrin ve mağaza tasarımının geleceğine ışık tutmaya devam edeceğine inanıyorum.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz